"slurp" in Turkish
Definition
Bir şeyi ağız veya pipetle ses çıkararak yemek veya içmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle samimi bir ifade ve bazı kültürlerde kaba görülebilir. Genellikle erişte, çorba ve içeceklerle ilgili kullanılır. 'Sip' (sessizce içmek) ve 'gulp' (hızlıca, yüksek sesle yutmak) ile karıştırmayın.
Examples
He likes to slurp his noodles loudly.
O, eriştelerini yüksek sesle **şapırdatarak** yemeyi seviyor.
Please don't slurp your soup at the table.
Lütfen masada çorbanı **şapırdatarak** içme.
The baby slurped milk from the bottle.
Bebek biberondan sütü **şapırdatarak** içti.
He took a big slurp of his smoothie and smiled.
Bir yudumda smoothe'sini **höpürdeterek** içti ve gülümsedi.
Did you just slurp your drink in the meeting?
Toplantıda içeceğini **şapırdattın** mı?
In Japan, it's okay to slurp your noodles—it's a compliment to the chef!
Japonya'da erişteyi **şapırdatarak** yemek normaldir—bu, aşçıya iltifattır!