"shove down" in Turkish
Definition
Bir şeyi zorla aşağıya itmek ya da bir yere sığmasa bile tıkmak. Aynı zamanda istemeden birine bir şeyi yedirmek ya da kabul ettirmeye çalışmak anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Gündelik ve baskı içeren bir anlatım. Sıklıkla yemek ('zorla yedirmek') veya fikirler ('görüşünü zorla kabul ettirmek') konusunda geçer. Resmi ortamlarda uygun değildir.
Examples
He tried to shove down the big box into the small trunk.
Büyük kutuyu küçük bagaja **zorla tıkmaya** çalıştı.
Don't shove down your food so fast!
Yemeğini bu kadar hızlı **zorla tıkıştırma**!
She shoved down her feelings and didn't talk about them.
Duygularını **içine tıkıp** hiç konuşmadı.
Stop trying to shove down your opinions—let people think for themselves.
Fikirlerini **zorla kabul ettirmeye** çalışmayı bırak—insanlar kendi başına düşünebilir.
I wasn't hungry, but Mom shoved down another slice of cake.
Aç değildim ama annem bana bir dilim kek daha **zorla yedirdi**.
The coach shoved down a pep talk before every game, whether we liked it or not.
Her maçtan önce koç, isteyip istemediğimize bakmadan bize motivasyon konuşmasını **zorla dayatıyordu**.