"reminiscence" in Turkish
Definition
Geçmişteki güzel ya da özlemle hatırlanan bir olayın anımsanması veya anlatılması. Genellikle nostaljik ve duygusal anılar için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'Anı' veya 'anımsama' kelimeleri resmi ve edebi bir hava taşır. Günlük hayatta genellikle 'hatıra' ya da 'hikaye' kullanılır. 'Çocukluk anısı' gibi tamlamalarda rastlanır.
Examples
He shared a reminiscence of his grandparents' house.
Büyükannesinin evine dair bir **anı** paylaştı.
The old photograph brought back a warm reminiscence.
Eski fotoğraf sıcak bir **anı** canlandırdı.
Her story was full of reminiscence about her school days.
Onun hikâyesi okul günlerine dair **anı**larla doluydu.
Listening to that song always fills me with reminiscence.
O şarkıyı dinlemek beni her zaman hoş **anı**larla doldurur.
Over coffee, they fell into a pleasant reminiscence about university life.
Kahve eşliğinde üniversite yıllarına dair hoş bir **anı**ya daldılar.
Her speech was more a gentle reminiscence than a formal presentation.
Onun konuşması resmi bir sunumdan ziyade nazik bir **anımsama**ydı.