Herhangi bir kelime yazın!

"relic" in Turkish

kalıntıhatırakutsal emanet

Definition

Geçmişten kalan, tarihi, kültürel veya dini açıdan önemli olan eşya. Genellikle özenle korunmuş eski bir nesnedir.

Usage Notes (Turkish)

Tarihsel veya dini bağlamda sık kullanılır: 'antik Roma'dan bir kalıntı', 'kutsal emanet' gibi. Bazen esprili bir şekilde çok eski veya modası geçmiş şeyler için de söylenir ('Bu telefon tam bir kalıntı!').

Examples

That old car in the garage is a real relic from the 1950s.

Garajdaki o eski araba, 1950'lerden kalma gerçek bir **kalıntı**dır.

Many tourists come to see the ancient relics at the museum.

Birçok turist, müzedeki antik **kalıntıları** görmek için gelir.

This vase is a relic from the Ming Dynasty.

Bu vazo Ming Hanedanlığı'ndan kalma bir **kalıntı**dır.

They found a relic buried in the old temple.

Eski tapınakta gömülü bir **kalıntı** buldular.

A piece of the saint’s cloak is considered a relic.

Azizin pelerininin bir parçası **kutsal emanet** olarak kabul edilir.

People still treat the old photograph as a precious relic of their family’s history.

İnsanlar hala o eski fotoğrafı aile geçmişlerinin değerli bir **hatırası** olarak görüyor.