"reclusive" in Turkish
Definition
Genellikle yalnız yaşamayı ve insanlarla pek iletişim kurmamayı tercih eden kişiler için kullanılır. Bu kişiler toplumsal hayattan uzak dururlar.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok yazar, sanatçı gibi ünlüler için kullanılır. 'Yalnız' ile karıştırılmaz; içe kapanık kişiler yalnızlıktan hoşlanabilir.
Examples
The old man lived a reclusive life in the mountains.
Yaşlı adam dağlarda **içe kapanık** bir hayat yaşıyordu.
She became reclusive after her cat died.
Kedisi öldükten sonra daha **içe kapanık** oldu.
A reclusive artist rarely shows his work.
**İçe kapanık** bir sanatçı eserlerini nadiren gösterir.
He's always been a reclusive person, hardly ever leaving his house.
O her zaman **içe kapanık** biriydi, neredeyse hiç evinden çıkmazdı.
That billionaire is so reclusive that nobody has seen him in years.
O milyarder o kadar **içe kapanık** ki kimse onu yıllardır görmedi.
"Don't take it personally," she said. "I'm just a bit reclusive by nature."
"Üzerine alınma," dedi. "Ben doğuştan biraz **içe kapanık** biriyim."