"recline" in Turkish
Definition
Rahatlamak için arkanıza yaslanmak veya bir koltuk gibi bir şeyi daha yatay bir pozisyona getirmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'koltuk', 'sandalye', 'sofa' ile kullanılır. Tam olarak uzanmak değil, arkaya eğilmek anlamına gelir.
Examples
You can recline your seat on the plane for more comfort.
Uçakta rahat etmek için koltuğunuzu **yaslayabilirsiniz**.
She likes to recline on the sofa and read a book.
O, kanepede **yaslanıp** kitap okumayı seviyor.
The chair can recline to let you rest.
Bu sandalye **yatırılabilir**, böylece dinlenebilirsiniz.
I just want to recline and watch some TV after work.
İşten sonra sadece **arkama yaslanıp** biraz TV izlemek istiyorum.
Don’t recline your seat so far back; there’s someone behind you.
Koltukunu bu kadar çok **yatırma**; arkanda biri var.
He slowly reclined in his chair, looking completely relaxed.
O, sandalyede yavaşça **arkasına yaslandı** ve tamamen rahat görünüyordu.