"propel" in Turkish
Definition
Bir şeyi ileriye doğru itmek ya da belirli bir yöne hareket ettirmek.
Usage Notes (Turkish)
Bilimsel, teknik veya motivasyonel alanlarda kullanılır; günlük konuşmada 'itmek' veya 'hareket ettirmek' tercih edilir.
Examples
Engines propel boats across the water.
Motorlar tekneleri suyun üzerinde **itiyor**.
The wind propels the kite higher into the sky.
Rüzgar uçurtmayı gökyüzüne doğru daha yukarıya **itiyor**.
A strong current propelled the swimmers downstream.
Güçlü bir akıntı yüzücüleri aşağı doğru **sürükledi**.
Passion can propel you to achieve incredible things.
Tutku seni inanılmaz şeyler başarmaya doğru **itabilir**.
He used all his strength to propel the wheelchair up the ramp.
Tüm gücünü kullanarak tekerlekli sandalyeyi rampadan yukarı **itti**.
A good idea can propel a company ahead of its competitors.
İyi bir fikir bir şirketi rakiplerinin önüne **geçirebilir**.