"professed" in Turkish
Definition
Bir şeyin açıkça ya da resmen söylendiği, ancak gerçek olmayabileceği anlamına gelir. Genellikle şüphe içerir.
Usage Notes (Turkish)
Resmi veya ciddi ifadelerde kullanılır ve genellikle şüphe belirtir. 'Sözde ilgi', 'sözde inançlar' gibi kalıplarda görülür.
Examples
He is the professed leader of the group.
O, grubun **sözde** lideridir.
Anna’s professed reason for leaving was family.
Anna'nın ayrılma için **sözde** nedeni ailesiydi.
His professed beliefs are important to him.
Onun **sözde** inançları kendisi için önemlidir.
Her professed love of exercise didn’t stop her from taking the elevator every time.
Egzersize olan **sözde** sevgisi, her seferinde asansörü kullanmasını engellemedi.
Despite his professed interest, he rarely attends the meetings.
**Sözde** ilgisine rağmen, toplantılara nadiren katılır.
Many doubted his professed innocence after hearing the evidence.
Delilleri dinledikten sonra çoğu kişi onun **sözde** masumiyetinden şüphe etti.