"pressed for time" in Turkish
Definition
Bir işi yapmak için çok az zamanınız olduğunda veya acele etmeniz gerektiğinde kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi veya günlük konuşmada kullanılır. 'Vaktim dar', 'acil işim var' gibi benzer anlamlar taşır. Çok samimi bulunmaz.
Examples
Sorry, I can't stay long—I'm pressed for time.
Üzgünüm, uzun kalamam—şu an **zaman sıkıntısı çekiyorum**.
She was pressed for time and couldn't finish her homework.
O **zaman sıkıntısı çekiyordu** ve ödevini bitiremedi.
If you're pressed for time, you can skip the last section.
Eğer **zaman sıkıntısı çekiyorsanız**, son bölümü atlayabilirsiniz.
I wish I could help, but I'm really pressed for time right now.
Yardım etmek isterdim ama şu anda gerçekten **zaman sıkıntısı çekiyorum**.
Sometimes when I'm pressed for time, I just grab a quick snack instead of lunch.
Bazen **zaman sıkıntısı çektiğimde**, öğle yemeği yerine hızlıca bir atıştırmalık alırım.
He was so pressed for time that he forgot his keys at home.
O kadar **zaman sıkıntısı çekiyordu** ki anahtarlarını evde unuttu.