"preoccupation" in Turkish
Definition
Bir konuya aşırı derecede odaklanmak veya endişelenmek ve bu yüzden diğer şeylere dikkat edememek hali.
Usage Notes (Turkish)
Resmî bir sözcüktür; genellikle zihin olarak bir şeye yoğun şekilde odaklanma veya kaygı için kullanılır. 'Preoccupation with...' şeklinde gelir. "Occupation" veya "concern" ile karıştırmayın.
Examples
Her preoccupation with exams kept her awake at night.
Sınavlara olan **takıntısı** onu geceleri uyanık tuttu.
Work has been his main preoccupation lately.
Son zamanlarda ana **meşguliyeti** işi oldu.
His preoccupation with his phone annoyed his friends.
Telefonuna olan **takıntısı** arkadaşlarını rahatsız etti.
"Sorry, I missed what you said. My preoccupation with the deadline distracted me," he admitted.
"Üzgünüm, ne dediğini kaçırdım. Son teslim tarihiyle ilgili **takıntım** beni dağıttı," diye itiraf etti.
There’s a real preoccupation with health these days, especially after the pandemic.
Özellikle pandemiden sonra, bugünlerde sağlık konusunda gerçek bir **takıntı** var.
Her constant preoccupation with perfection made her projects take twice as long.
Mükemmellik konusundaki sürekli **takıntısı**, projelerinin iki kat daha uzun sürmesine neden oldu.