"ponderous" in Turkish
Definition
Çok ağır veya yavaş hareket eden; ya da aşırı ciddi ve uzun olduğu için sıkıcı olan şeyler için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok edebi ve ciddi metinlerde, olumsuz anlamda kullanılır ('ponderous speech' = sıkıcı konuşma). Hem fiziksel hem zihinsel ağırlığı ifade edebilir.
Examples
The old elephant was slow and ponderous.
Yaşlı fil yavaş ve **ağır** hareket ediyordu.
The book was too ponderous for children to enjoy.
Kitap çocukların keyif alması için çok **ağır**dı.
His speech was long and ponderous.
Konuşması uzundu ve **sıkıcıydı**.
The movie’s ponderous pacing made it hard to stay awake.
Filmin **ağır** temposu uyanık kalmayı zorlaştırdı.
He lifted the ponderous box with great effort.
**Ağır** kutuyu büyük bir çabayla kaldırdı.
The meeting felt increasingly ponderous as it dragged on.
Toplantı uzadıkça giderek daha **sıkıcı** gelmeye başladı.