"plundering" in Turkish
Definition
Değerli şeylerin özellikle savaş veya kaos sırasında zorla alınması. Genellikle şiddet içeren, geniş çaplı hırsızlık anlamındadır.
Usage Notes (Turkish)
Resmî bir kelimedir; tarih, haberler veya edebiyatta sıkça geçer. 'Kaynakların yağmalanması', 'şehirlerin yağmalanması' gibi ifadelerde kullanılır. Küçük ölçekli hırsızlıklar için uygun değildir.
Examples
The pirates were plundering the village.
Korsanlar köyü **yağmalıyordu**.
Many soldiers were accused of plundering homes during the war.
Birçok asker savaşa sırasında evleri **yağmalamakla** suçlandı.
The museum was closed to stop any plundering of its treasures.
Müzenin hazinesinin **yağmalanmasını** önlemek için kapatıldı.
Decades of plundering natural resources have damaged the environment.
On yıllar süren **yağmalama**, doğal çevreye zarar verdi.
She spoke out against the plundering of cultural heritage sites.
Kültürel miras alanlarının **yağmalanmasına** karşı çıktı.
The film depicts the plundering of a lost kingdom by greedy invaders.
Film, açgözlü istilacılar tarafından kayıp bir krallığın **yağmalanmasını** konu alıyor.