"pittance" in Turkish
Definition
İhtiyaç ya da hak edilene göre çok yetersiz ve az olan para miktarıdır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle düşük maaşı şikayet etmek için 'for a pittance' veya 'paid a pittance' kalıplarında kullanılır. Para dışındaki miktarlar için kullanılmaz, samimi konuşmada nadirdir.
Examples
She earns a pittance working at the shop.
O dükkânda çalışarak sadece **üç kuruş** kazanıyor.
He was paid a pittance for all his hard work.
Tüm emeği için ona sadece **üç kuruş** ödediler.
Most artists make only a pittance at the beginning of their careers.
Çoğu sanatçı kariyerinin başında sadece **üç kuruş** kazanır.
They expect us to work overtime for a pittance—it’s just not fair.
Fazla mesai yapmamızı istiyorlar hem de **üç kuruş** için—bu hiç adil değil.
Living on a pittance is tough, especially in a big city.
**Üç kuruş** ile yaşamak zordur, özellikle büyük şehirde.
After bills, there’s only a pittance left for anything fun.
Faturalardan sonra eğlence için sadece **üç kuruş** kalıyor.