"pierce through" in Turkish
Definition
Bir şeyi güçle delip içinden geçmek; genellikle keserek ya da kırarak. Genellikle keskin bir nesne veya yoğun bir hissin bir yüzeyi aşmasını anlatır.
Usage Notes (Turkish)
Fiziksel nesnelere (bıçak, ok) ek olarak ışık, ses, duygu gibi soyut şeyler için de kullanılır ('her voice pierced through the silence'). Sadece 'pierce'den daha resmi ve tamamen delip geçmeyi vurgular.
Examples
The needle pierced through the cloth easily.
İğne kumaşı kolayca **delip geçti**.
Sunlight pierced through the clouds after the storm.
Fırtınadan sonra güneş ışığı bulutları **delip geçti**.
The sword pierced through his armor.
Kılıç zırhını **delip geçti**.
Her cry pierced through the noisy crowd.
Onun çığlığı gürültülü kalabalığı **delip geçti**.
A cold wind pierced through my jacket this morning.
Bu sabah soğuk bir rüzgar ceketimi **delip geçti**.
I felt a shock of fear pierce through me when I heard the noise.
O gürültüyü duyunca içimde bir korku **delip geçti**.