"oxygenate" in Turkish
Definition
Bir şeyi, örneğin kanı, suyu veya havayı oksijenle zenginleştirmek ya da oksijen sağlamak demektir. Genellikle bilimsel veya tıbbi alanlarda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle tıbbi, bilimsel veya teknik konularda kullanılır. Günlük konuşmada nadiren geçer.
Examples
Machines oxygenate the water in fish tanks.
Makineler, balık tankındaki suyu **oksijenle zenginleştirir**.
Doctors oxygenate the blood during surgery.
Doktorlar, ameliyat sırasında kanı **oksijenle zenginleştirir**.
Plants help to oxygenate the air.
Bitkiler havayı **oksijenle zenginleştirmeye** yardımcı olur.
This device will oxygenate your wine before you drink it.
Bu cihaz, şarabınızı içmeden önce **oksijenle zenginleştirir**.
They use special pumps to oxygenate the lake during summer.
Yazın gölü **oksijenle zenginleştirmek** için özel pompalar kullanıyorlar.
It's important to oxygenate your body after intense exercise.
Yoğun egzersiz sonrası vücudu **oksijenle zenginleştirmek** önemlidir.