Herhangi bir kelime yazın!

"outliving" in Turkish

daha uzun yaşamakhayatta kalmak (birinden sonra)

Definition

Birinden, bir hayvandan veya bir şeyden daha uzun yaşamak; o kişi ya da şey öldükten ya da yok olduktan sonra yaşamaya devam etmek.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle resmî ve edebi bir dili vardır, çoğunlukla insanlar, evcil hayvanlar veya ömrü olan nesneler için kullanılır. Sıradan 'hayatta kalmak' veya 'bir olayı atlatmak' anlamı taşımaz.

Examples

She is outliving all her friends.

O, tüm arkadaşlarından **daha uzun yaşıyor**.

The oak tree is outliving the nearby buildings.

Meşe ağacı yakındaki binalardan **daha uzun yaşıyor**.

He ended up outliving his own children.

Sonunda kendi çocuklarından **daha uzun yaşadı**.

None of us expected Grandma to end up outliving Grandpa by twenty years.

Hiçbirimiz Büyükanne'nin Büyükbabadan yirmi yıl **daha uzun yaşayacağını** beklememiştik.

Their old dog kept outliving all the puppies they brought home.

Yaşlı köpekleri eve getirdikleri tüm yavrulardan **daha uzun yaşadı**.

Technology is changing so fast these days, it feels like nothing is outliving its usefulness for very long.

Teknoloji o kadar hızlı değişiyor ki, hiçbir şeyin işe yararlılığı uzun süre **devam etmiyor** gibi hissediliyor.