"obliterate" in Turkish
Definition
Bir şeyi tamamen yok etmek, hiçbir iz bırakmamak ya da tüm izleri, anıları veya kanıtları ortadan kaldırmak.
Usage Notes (Turkish)
‘Obliterate’ çok güçlü bir anlam taşır; bir şeyin tamamen yok edildiğini vurgular. Küçük zararlar için uygun değildir. Özellikle şehir, kanıt veya anıların bütünüyle silinmesinde kullanılır.
Examples
The bomb obliterated the entire building.
Bomba, tüm binayı **yok etti**.
Time cannot obliterate true friendship.
Zaman gerçek dostluğu **yok edemez**.
They tried to obliterate any evidence of the crime.
Suçun tüm kanıtlarını **yok etmeye** çalıştılar.
Years of war had obliterated the town's original character.
Yıllarca süren savaş kasabanın orijinal karakterini **yok etti**.
One click could obliterate your data if you're not careful.
Dikkatli olmazsanız tek bir tık verilerinizi **yok edebilir**.
That embarrassing mistake will be hard to obliterate from my memory.
O utandırıcı hatayı hafızamdan **silip süpürmek** zor olacak.