"objector" in Turkish
Definition
Bir kural, politika veya plana kamuya açık ya da resmi olarak karşı çıkan kişidir.
Usage Notes (Turkish)
Kelime genellikle 'vicdani retçi' gibi resmi ortamlarda kullanılır. Sıradan anlaşmazlıktan ziyade açıkça karşı durmayı veya itiraz etmeyi ifade eder.
Examples
The student was an objector to the new school rules.
Öğrenci, yeni okul kurallarının bir **itirazcısı**ydı.
She became an objector after learning about the policy.
Politikayı öğrenince bir **itirazcı** oldu.
There was only one objector at the meeting.
Toplantıda sadece bir **itirazcı** vardı.
He spoke up as the only objector in a room full of supporters.
Destekçilerle dolu bir odada, o tek **itirazcı** olarak söz aldı.
Not everyone agreed—there were a few objectors to the plan.
Herkes aynı fikirde değildi—plana birkaç **itirazcı** vardı.
Some objectors wrote letters to protest the new law.
Bazı **itirazcılar** yeni yasaya itiraz etmek için mektuplar yazdı.