"newsreader" in Turkish
Definition
Televizyon veya radyoda haberleri izleyiciye sunan kişidir.
Usage Notes (Turkish)
'Spiker' veya 'haber sunucusu' daha çok stüdyoda, hazırlanan metni okuyan kişiyi belirtir; sahadan haber veren 'muhabir' ile karıştırmayın.
Examples
The newsreader started the program with the main headlines.
**Haber sunucusu** programı ana başlıklarla başlattı.
My uncle is a newsreader on the local radio station.
Amcam yerel radyo istasyonunda **haber sunucusu** olarak çalışıyor.
The newsreader speaks very clearly.
**Haber sunucusu** çok net konuşuyor.
I recognized that newsreader from another TV channel.
O **haber sunucusu**nu başka bir TV kanalından tanıdım.
It’s not easy being a newsreader—you have to stay calm, even with big breaking stories.
**Haber sunucusu** olmak kolay değil—büyük bir son dakika haberi olsa bile sakin kalmalısınız.
She dreamed of becoming a newsreader ever since she was a child.
Çocukluğundan beri **haber sunucusu** olmayı hayal etti.