"narrate" in Turkish
Definition
Bir olayı veya hikayeyi ayrıntılı şekilde sözlü ya da yazılı olarak aktarmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmî ya da edebî bağlamlarda, hikaye anlatımı ve filmlerde tercih edilir ('bir hikaye anlatmak'). Gündelik konuşmada daha çok 'söylemek' kullanılır.
Examples
She will narrate the children's story at the library.
O, kütüphanede çocuk hikayesini **anlatacak**.
Can you narrate what happened yesterday?
Dün olanları **anlatabilir** misin?
He was chosen to narrate the film.
Filmi **anlatmak** için o seçildi.
She loves to narrate her travel adventures with funny details.
Seyahat maceralarını eğlenceli detaylarla **anlatmayı** sever.
The audiobook is narrated by a famous actor.
Sesli kitap ünlü bir aktör tarafından **anlatıldı**.
Every time Grandpa narrates his childhood, we all listen closely.
Dedem her çocukluğunu **anlattığında** hepimiz dikkatle dinleriz.