"murk" in Turkish
Definition
Yoğun karanlık, puslu ya da bulanık bir ortam; görüşü zorlaştıran atmosfer veya kirli su.
Usage Notes (Turkish)
Genelde edebi veya betimleyici anlatımlarda kullanılır. Günlük konuşmada nadir görülür. 'the murk' karanlık, 'murk of the water' ise bulanık suyu anlatır.
Examples
The forest was hidden in murk after sunset.
Gün batımından sonra orman **kasvete** gömüldü.
The diver disappeared into the murk of the lake.
Dalgıç gölün **bulanıklığında** kayboldu.
Fog filled the streets with murk.
Sis, sokakları **pusa** boğdu.
He stared into the murk, hoping to see something move.
O, **kasvete** bakıp bir şeyin hareket etmesini umdu.
Their boat vanished into the morning murk on the river.
Tekneleri, sabahın nehirdeki **kasvetine** karışarak kayboldu.
There’s a kind of comfort in the soft murk of candlelight.
Mum ışığının yumuşak **kasvetinde** bir huzur mevcut.