"mettle" in Turkish
Definition
Zorluklar veya engeller karşısında cesaret, dayanıklılık ve kararlılık gösterebilme yeteneği.
Usage Notes (Turkish)
'prove one's metle' deyimi, kişinin cesaret ve dayanıklılığını kanıtlaması anlamında kullanılır. Gündelik konuşmada nadir, yazılı basında ve edebiyatta yaygındır. 'metal' (maden) ile karıştırmayın.
Examples
He showed his mettle during the difficult times.
Zor zamanlarda **cesaretini** gösterdi.
The players proved their mettle in the championship.
Oyuncular şampiyonada **cesaretlerini** kanıtladı.
She has the mettle to overcome any challenge.
Her türlü zorluğun üstesinden gelebilecek **cesareti** var.
After losing his job, Mark's true mettle became clear as he started his own business.
İşini kaybettikten sonra, kendi işini kurarken Mark'ın gerçek **cesareti** ortaya çıktı.
Competing in a marathon really tests your mettle.
Bir maratona katılmak gerçekten **cesaretinizi** test eder.
They doubted her at first, but she proved her mettle and earned everyone’s respect.
Başta ona şüpheyle yaklaştılar ama **cesaretini** kanıtladı ve herkesin saygısını kazandı.