"liberates" in Turkish
Definition
Birini ya da bir şeyi kısıtlama, kontrol veya baskıdan kurtarıp özgür bırakmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmî, tarihî veya edebî ortamlarda sıkça kullanılır. 'Bir ülkeyi özgürleştirir', 'zihni özgürleştirir' gibi kalıplarda geçer. Hem fiziksel hem de duygusal/psikolojik özgürleşmeye işaret edebilir.
Examples
She liberates the bird from its cage.
Kadın, kuşu kafesinden **serbest bırakır**.
The medicine liberates him from pain.
İlaç, onu acıdan **özgürleştirir**.
The army liberates the village.
Ordu köyü **özgürleştirir**.
Art sometimes liberates people from their fears.
Sanat bazen insanları korkularından **özgürleştirir**.
She says traveling liberates her and gives her a fresh perspective.
Seyahat etmenin kendisini **özgürleştirdiğini** ve ona yeni bir bakış açısı kazandırdığını söylüyor.
Humor often liberates a tense situation and brings people together.
Mizah çoğu zaman gergin ortamı **rahatlatır** ve insanları bir araya getirir.