"laureate" in Turkish
Definition
Sanat, bilim veya edebiyat gibi alanlarda çok önemli bir ödül veya onur ödülü almış kişi.
Usage Notes (Turkish)
En çok 'Nobel ödül sahibi' gibi alan adıyla birlikte, resmi ve törenlerde kullanılır; günlük konuşmada nadir.
Examples
She is a Nobel laureate in physics.
O, fizikte Nobel **ödül sahibi**dir.
The museum honored the laureate with an exhibition.
Müze, **ödül sahibi**ni bir sergi ile onurlandırdı.
Our guest speaker is a poetry laureate.
Davetsiz konuşmacımız bir şiir **laureat**ıdır.
Winning the prize was a dream come true for the young laureate.
Ödülü kazanmak, genç **ödül sahibi** için gerçek olan bir hayaldi.
Every year, several new laureates are announced at the ceremony.
Her yıl törende birkaç yeni **ödül sahibi** açıklanır.
It’s a huge honor to be named a laureate in your field.
Kendi alanında **laureat** olarak seçilmek büyük bir onurdur.