"lamenting" in Turkish
Definition
Bir şeyi kaybetmekten veya kötü bir olaydan dolayı yüksek sesle ya da belirgin şekilde üzüntü belirtmek.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya edebi dilde kullanılır; genellikle kaybedilen şey ('lamenting her youth') belirtilerek kullanılır. Günlük konuşmada 'mourning' veya 'complaining' kullanılabilir.
Examples
She spent the day lamenting the loss of her cat.
O, gününü kedisini kaybettiği için **ağlayarak** geçirdi.
People were lamenting after the town was destroyed.
Kasaba yıkıldıktan sonra insanlar **yas tutuyordu**.
He keeps lamenting his missed opportunity.
Kaçırdığı fırsat için sürekli **yakınıyor**.
Stop lamenting the past and move forward.
Geçmişi **ağlamayı** bırak ve ilerle.
You’re always lamenting about how hard your job is.
Sürekli işinin ne kadar zor olduğundan **yakınıyorsun**.
Everyone was lamenting, but no one offered a solution.
Herkes **yakınıyordu**, ama kimse bir çözüm önermedi.