"lamentable" in Turkish
Definition
Çok üzücü, acınacak veya olmaması gereken durumları tanımlar.
Usage Notes (Turkish)
Resmî bir kelimedir, çoğunlukla haberlerde, raporlarda veya ahlaki yargılamada kullanılır. Günlük konuşmada fazla rastlanmaz.
Examples
The living conditions in the old house were lamentable.
Eski evdeki yaşam koşulları **acınacak** durumdaydı.
It was a lamentable mistake that he forgot her birthday.
Onun doğum gününü unutması **acınacak** bir hataydı.
The team’s performance was lamentable last night.
Takımın dün geceki performansı **üzücüydü**.
That was a lamentable decision—they really should have thought it through.
O **acınacak** bir karar vermişlerdi—daha çok düşünmeleri gerekirdi.
The hospital's lamentable lack of resources shocked everyone.
Hastanenin **acınacak** derecede kaynak eksikliği herkesi şaşırttı.
Honestly, the food at that place was lamentable—I won’t go back.
Doğrusunu söylemek gerekirse, oradaki yemekler **acınacak** durumdaydı—bir daha gitmem.