"interrelated" in Turkish
Definition
İki veya daha fazla şeyin birbirine bağlı olduğu ve birbirini etkilediği durum.
Usage Notes (Turkish)
Akademik veya resmi bağlamlarda, özellikle 'faktörler', 'sorunlar' veya 'sistemler'le birlikte kullanılır. Nesneler için nadiren kullanılır.
Examples
The two problems are interrelated.
Bu iki sorun **birbiriyle ilişkili**.
Social and economic factors are often interrelated.
Sosyal ve ekonomik faktörler genellikle **birbiriyle ilişkilidir**.
The changes in climate and agriculture are interrelated.
İklim ve tarımdaki değişiklikler **birbiriyle ilişkilidir**.
All these issues are so interrelated that it's hard to solve just one of them.
Bu sorunların hepsi öylesine **birbiriyle ilişkili** ki, yalnızca birini çözmek zor.
Health, happiness, and productivity are deeply interrelated.
Sağlık, mutluluk ve üretkenlik derin şekilde **birbiriyle ilişkilidir**.
It's fascinating how history and culture are interrelated across different countries.
Farklı ülkelerde tarih ve kültürün nasıl **birbiriyle ilişkili** olduğu büyüleyici.