"interlocked" in Turkish
Definition
Birbirine sıkı şekilde bağlanmış veya geçmeli şekilde birleşmiş; kolayca ayrılmaz.
Usage Notes (Turkish)
'interlocked fingers' gibi ifadelerle sıkça kullanılır; mekanik veya teknik açıklamalarda yaygındır.
Examples
The two puzzles pieces were interlocked tightly.
İki yapboz parçası sıkıca **kilitli**ydi.
She walked with their fingers interlocked.
O, parmakları **birbirine geçmiş** şekilde yürüdü.
The gears in the machine are interlocked.
Makinedeki dişliler **birbirine geçmiş** durumda.
They sat together, hands interlocked, and watched the sunset.
Onlar birlikte oturup elleri **kilitli** bir şekilde gün batımını izlediler.
The designer created interlocked rings for the logo.
Tasarımcı, logo için **birbirine geçmiş** halkalar oluşturdu.
Their destinies seemed interlocked from the start.
Kaderleri en başından beri **birbirine geçmiş** gibiydi.