"inordinately" in Turkish
Definition
Normal ya da makul olandan çok daha fazla, aşırı şekilde.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok yazılı ve resmî dilde kullanılır. Sıklıkla sıfatlardan veya zarflardan önce gelir ('inordinately pahalı'). Olumsuzluk ya da şaşkınlık belirtir.
Examples
He was inordinately proud of his new car.
Yeni arabasıyla **aşırı derecede** gurur duyuyordu.
The soup was inordinately salty.
Çorba **aşırı derecede** tuzluydu.
She paid an inordinately high price for the dress.
Elbise için **ölçüsüz biçimde** yüksek bir fiyat ödedi.
He gets inordinately upset over small mistakes.
Küçük hatalara karşı **aşırı derecede** sinirleniyor.
That concert was inordinately long; I thought it would never end!
O konser **aşırı derecede** uzundu; bitmeyecek sandım!
Some celebrities are inordinately interested in their image.
Bazı ünlüler, imajlarıyla **ölçüsüz biçimde** ilgileniyorlar.