"inflicting" in Turkish
Definition
Birine bilerek acı, zarar veya sıkıntı yaşatmak, olumsuz bir etki oluşturmak.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya yazılı dilde kullanılır; örn. 'inflicting pain', 'inflicting damage'. Daima olumsuz bir şeyden bahseder. 'impose' ile karıştırılmamalı.
Examples
He was accused of inflicting pain on others.
Başkasına acı **vermekle** suçlandı.
The storm is inflicting serious damage on the city.
Fırtına şehre ciddi zarar **veriyor**.
Some diseases are known for inflicting suffering on people.
Bazı hastalıkların insanlara acı **verdiği** biliniyor.
By inflicting strict rules, they hoped to improve behavior.
Davranışları geliştirmek için katı kuralları **uygulamak** istediler.
The movie was criticized for inflicting unnecessary violence on viewers.
Film, izleyicilere gereksiz şiddet **uygulandığı** için eleştirildi.
She apologized for inflicting her bad mood on everyone.
Kötü ruh halini herkese **yansıttığı** için özür diledi.