"incarceration" in Turkish
Definition
Bir kişinin suç işlediği için ceza olarak cezaevine gönderilmesi, hapiste tutulması durumudur.
Usage Notes (Turkish)
Resmî ve hukuki bir terimdir; 'incarceration rate' (hapsedilme oranı) gibi ifadelerle kullanılır. Yalnızca suçtan dolayı cezaevine gönderilmeyi belirtir, geniş anlamlı 'tutukluluk' veya 'gözaltı' ile karıştırılmamalıdır.
Examples
His incarceration lasted five years.
Onun **hapsedilmesi** beş yıl sürdü.
Many people are against the incarceration of young offenders.
Birçok kişi genç suçluların **hapsedilmesine** karşı.
The judge ordered the incarceration of the suspect.
Yargıç, şüphelinin **hapsedilmesine** karar verdi.
After years of incarceration, he finally got a second chance at life.
Yıllarca **hapsedildikten** sonra sonunda hayatta ikinci bir şans buldu.
The documentary explores the impact of mass incarceration on communities.
Belgesel, kitlesel **hapsedilmenin** topluluklar üzerindeki etkisini inceliyor.
Advocates are calling for alternatives to incarceration, especially for non-violent crimes.
Savunucular, özellikle şiddet içermeyen suçlar için **hapsedilmenin** alternatifi çağrısı yapıyor.