Herhangi bir kelime yazın!

"incandescent" in Turkish

kızgınparlak (çok aydınlık)tutkulu (mecaz)

Definition

Isındığında yoğun parlaklık yayan. Ayrıca, olağanüstü parlak, etkileyici ya da tutkulu kişiler veya şeyler için de kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Günlük dilde çok yaygın değildir. 'Kızgın' metal veya 'parlak' yıldız gibi doğrudan parlaklık için; 'tutkulu' ise başarı veya duygular için mecaz anlamda kullanılır. 'Kızgın ampul' yaygın bir ifadedir.

Examples

The incandescent bulb lit up the dark room.

**Kızgın** ampul karanlık odayı aydınlattı.

The metal became incandescent when heated.

Isıtılınca metal **kızgın** hale geldi.

She looked at the incandescent stars in the night sky.

O, gece gökyüzündeki **parlak** yıldızlara baktı.

The actor gave an incandescent performance on stage last night.

Oyuncu dün gece sahnede **tutkulu** bir performans sergiledi.

Her incandescent passion for music inspired everyone around her.

Onun müziğe olan **tutkulu** ilgisi çevresindekileri etkiledi.

We could see the incandescent lava flowing from the volcano.

Yanardağdan akan **kızgın** lavı görebildik.