"inbounds" in Turkish
Definition
Sporlarda, özellikle basketbol ve futbolda, top veya oyuncunun oyun alanı sınırları içinde olmasını ifade eder. Ayrıca oyunun saha içinden başlatılması anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle spor terimleri arasında kullanılır. 'inbounds pass', 'inbounds play' gibi ifadelerde geçer. Tersi 'out of bounds' (saha dışı) olur.
Examples
The referee called the ball inbounds.
Hakem topun **saha içi** olduğunu söyledi.
He must stay inbounds or the play will stop.
Oyun durmaması için **saha içi** kalması gerekiyor.
The player passed the ball from the inbounds position.
Oyuncu, **saha içi** pozisyondan topu pasladı.
That shot was just barely inbounds—so close!
O şut neredeyse **saha içi** idi—çok az farkla!
Coach yelled, "Stay inbounds! Don’t lose focus!"
Koç bağırdı, "**Saha içi** kal! Dikkatini kaybetme!"
The team worked on inbounds plays during practice today.
Takım bugün antrenmanda **saha içi** oyunlar üzerinde çalıştı.