"immobilised" in Turkish
Definition
Bir kişinin, hayvanın veya nesnenin geçici ya da kalıcı olarak hareket edemez hale gelmesi durumudur. Genellikle tıbbi veya teknik alanlarda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'Hareketsiz' genel kullanımda; 'sabitlenmiş' ise teknik veya medikal bağlamlarda kullanılır. 'Korkudan hareketsiz kalmak', 'alçıyla sabitlenmiş' sıkça geçer.
Examples
His leg was immobilised after the accident.
Kazadan sonra bacağı **hareketsiz** kaldı.
The car was immobilised by the mud.
Araba çamur yüzünden **hareketsiz** kaldı.
The patient’s arm was immobilised with a cast.
Hastanın kolu alçıyla **sabitlenmişti**.
She was so scared that she felt immobilised and couldn't move.
O kadar korktu ki, kendini **hareketsiz** hissetti ve kıpırdayamadı.
The protesters immobilised the city by blocking the main road.
Protestocular ana yolu kapatıp şehri **hareketsiz** hale getirdi.
After the injury, he remained immobilised in bed for weeks.
Sakatlıktan sonra haftalarca yatakta **hareketsiz** kaldı.