"hobson's choice" in Turkish
Definition
Size sunulanı kabul etmekten başka seçeneğinizin olmadığı bir durum; görünüşte seçenek var gibi dursa da aslında tek gerçek seçenek vardır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi veya yazılı dilde kullanılır; bazen esprili şekilde de kullanılır. 'Zor bir seçim' demek değil, gerçekten seçenek olmaması anlamındadır. 'Bir Hobson'un seçimiyle karşılaştı' gibi ifadelerde geçer. 'Sophie'nin seçimi' ile karıştırılmamalı.
Examples
He was given a Hobson's choice: accept the job or get nothing.
Ona bir **Hobson'un seçimi** sunuldu: işi kabul et ya da hiçbir şey alma.
Staying or leaving was a Hobson's choice for her.
Kalmak ya da gitmek onun için bir **Hobson'un seçimi**ydi.
It felt like a Hobson's choice, not a real decision.
Bu, gerçek bir karar değil de bir **Hobson'un seçimi** gibi hissettirdi.
Honestly, it was a Hobson's choice—I either signed the contract or lost the apartment.
Açıkçası bu bir **Hobson'un seçimi**ydi—ya sözleşmeyi imzaladım ya da daireyi kaybettim.
My boss made it sound like I had options, but it was a Hobson's choice in reality.
Patronum seçeneklerim varmış gibi gösterdi ama gerçekte bir **Hobson'un seçimi**ydi.
Don’t be fooled—it’s just a Hobson's choice disguised as a favor.
Aldanma—bu sadece iyilik gibi gözüken bir **Hobson'un seçimi**.