"fumble" in Turkish
Definition
Bir şeyi sakarca veya beceriksizce tutmak ya da kullanmak; bazen de konuşurken kelimeleri toparlayamamak anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Günlük ve samimi konuşmalarda kullanılır. 'fumble for', bir şeyi beceriksizce aramak anlamında; 'fumble the ball', sporda hata yapmak için kullanılır. Genellikle özgüven eksikliğine ya da koordinasyonsuzluğa işaret eder.
Examples
He fumbled with his keys at the door.
Kapıda anahtarlarıyla **beceriksizce uğraştı**.
She dropped her phone when she fumbled for it.
Telefonunu **beceriksizce ararken** yere düşürdü.
The player fumbled the ball and lost the game.
Oyuncu topu **beceriksizce elinden kaçırdı** ve oyunu kaybetti.
I always fumble my words when I'm nervous.
Gergin olduğumda her zaman kelimeleri **ağızımda gevelerim**.
Don’t fumble around—just say what you mean.
Bu kadar **oyalanma**, ne demek istiyorsan söyle.
He fumbled through his bag, trying to find his wallet.
Cüzdanını bulmak için çantasında **beceriksizce arandı**.