"forcing" in Turkish
Definition
Birini istemediği bir şeyi yapmaya mecbur bırakmak ya da güç veya baskı ile bir olayı gerçekleştirmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle olumsuz durumlarda, baskı veya otoriteyle birini bir şey yapmaya mecbur bırakmak için kullanılır. Fiziksel kuvvet için 'pushing' veya 'pulling' tercih edilir. 'Forcing a smile' yapmacık gülümsemek anlamında.
Examples
He is forcing his brother to come with him.
Kardeşini kendisiyle gelmeye **zorluyor**.
She kept forcing the door open.
Kapıyı açmayı sürekli **zorladı**.
Stop forcing me to eat more.
Beni daha fazla yemeye **zorlama**.
You're forcing the conversation in a direction no one likes.
Konuşmayı kimsenin istemediği bir yöne **zorluyorsun**.
Sometimes forcing a smile is the only way to get through.
Bazen **yapmacık bir gülümseme** tek çıkış yolu olur.
They're forcing a decision without enough information.
Yeterli bilgi olmadan bir karar **zorluyorlar**.