"flicking" in Turkish
Definition
Bir şeyi parmakla veya ani, küçük bir hareketle hızlı ve hafifçe hareket ettirmek. Genellikle sayfa çevirmek, kırıntı silmek ya da anahtarı açıp kapatmak için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
‘Flicking’ daha çok hafif parmak hareketleriyle yapılan hızlı dokunuşları anlatır (‘flicking a switch’, ‘flicking hair’, ‘flicking through a book’ gibi). ‘Flipping’ veya ‘clicking’ ile karıştırmayın.
Examples
He was flicking the light switch on and off.
O, ışık anahtarını sürekli **hafifçe dokunuyordu**.
She was flicking crumbs off the table.
Masanın üzerindeki kırıntıları **hafifçe dokunarak** temizliyordu.
The boy kept flicking water at his sister.
Çocuk sürekli olarak kız kardeşine su **fırlatıyordu**.
I spent the evening flicking through TV channels, looking for something good to watch.
Akşamı, izlenecek iyi bir şey bulmak için TV kanallarını **hızlıca gezerek** geçirdim.
Stop flicking your pen—it’s distracting!
Kalemini **hafifçe tıklatmayı** bırak—bu dikkat dağıtıyor!
She was flicking her hair back while laughing at his joke.
Şakaya gülerken saçlarını geriye doğru **hafifçe savuruyordu**.