"fleshless" in Turkish
Definition
Bir vücutta ya da vücudun bir kısmında neredeyse hiç et kalmamış, aşırı derecede zayıf ya da kemikli olması durumu.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle edebi veya şiirsel anlatımlarda kullanılır; ölü bedenler, iskeletler ya da aşırı derecede zayıf insanlar/ hayvanlar için tercih edilir. Gündelik dilde nadirdir.
Examples
The skeleton is completely fleshless.
İskelet tamamen **etli olmayan**.
After weeks without food, the dog looked fleshless.
Haftalarca yemek yemeyince köpek **iskelet gibi** görünüyordu.
He drew a fleshless arm in his sketchbook.
Defterine **etli olmayan** bir kol çizdi.
The old book described ghosts as fleshless shadows drifting through the halls.
Eski kitapta hayaletler, salonlarda dolaşan **derisiz** gölgeler olarak tarif edilmişti.
Her hand felt almost fleshless in mine—it was so bony and cold.
Elimdekü eli neredeyse **etli olmayan** gibi hissettirdi—çok kemikli ve soğuktu.
The statue’s face was fleshless, giving it a haunting look.
Heykelin yüzü **etli olmayan** şeklindeydi, bu ona ürkütücü bir hava katmıştı.