"flailing" in Turkish
Definition
Kollarınızı veya bacaklarınızı kontrolsüz şekilde hareket ettirmek, genellikle panik anında ya da dikkat çekmeye çalışırken olur.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'kol', 'bacak' ya da 'çevresinde' kelimeleriyle birlikte kullanılır. Telaş ya da çaresiz his durumlarını da ifade edebilir.
Examples
The boy was flailing in the water and needed help.
Çocuk suda **çırpınıyor** ve yardıma ihtiyacı vardı.
She started flailing her arms to get everyone's attention.
Herkesin dikkatini çekmek için kollarını **sağa sola savurmaya** başladı.
The injured bird was flailing on the ground.
Yaralı kuş yerde **çırpınıyordu**.
He was flailing around, trying to swat the mosquito.
Sivrisineği kovmaya çalışırken **etrafa savruluyordu**.
After slipping, she was flailing wildly to keep her balance.
Kaydıktan sonra dengesini korumak için **çırpınıyordu**.
Sometimes I feel like I'm just flailing through life without a plan.
Bazen hayatta sadece **çırpınıyormuşum** gibi hissediyorum, hiçbir planım yok.