"favoured" in Turkish
Definition
Bir kişi ya da şeye özel ayrıcalık, öncelik veya daha fazla beğeni verildiğini anlatır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi ya da yazılı dilde, 'favoured candidate' gibi pasif şekilde kullanılır. 'Favorite' (kişisel beğeni) ile karıştırmayın; 'favoured' avantaj ya da ayrıcalık verildiğini vurgular.
Examples
She is the favoured student in the class.
O sınıftaki **ayrıcalıklı** öğrenci o.
This is the most favoured option among voters.
Bu, seçmenler arasında en çok **tercih edilen** seçenektir.
The favoured team won the game.
**Ayrıcalıklı** takım maçı kazandı.
He always felt his brother was the favoured one at home.
Evde hep kardeşinin **ayrıcalıklı** olduğunu hissederdi.
The new policy gives favoured status to local businesses.
Yeni politika yerel işletmelere **ayrıcalıklı** statü tanıyor.
It’s clear who the favoured candidate is for this job.
Bu iş için **ayrıcalıklı** adayın kim olduğu açık.