"facilitate" in Turkish
Definition
Bir sürecin, görevin veya eylemin daha kolay veya sorunsuz gerçekleşmesini sağlamak.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve profesyonel ortamlarda kullanılır: 'facilitate a meeting' (toplantıyı kolaylaştırmak). Fiziksel nesneler için değil, süreç ve iletişim gibi durumlar için uygundur.
Examples
The teacher used games to facilitate learning.
Öğretmen, öğrenmeyi **kolaylaştırmak** için oyunlar kullandı.
We need a guide to facilitate our visit to the museum.
Müze ziyaretimizi **kolaylaştırmak** için bir rehbere ihtiyacımız var.
New software can facilitate communication between team members.
Yeni yazılım, ekip üyeleri arasındaki iletişimi **kolaylaştırabilir**.
He was brought in to facilitate the transition to the new system.
Onun görevi yeni sisteme geçişi **kolaylaştırmaktı**.
Having clear instructions will really facilitate things for everyone.
Açık talimatlar, herkes için işleri gerçekten **kolaylaştıracak**.
Her role is to facilitate discussions and help the group reach a decision.
Onun görevi tartışmaları **kolaylaştırmak** ve grubun karar vermesine yardımcı olmak.