"exacted" in Turkish
Definition
Bir şeyi, özellikle bir bedeli, çabayı ya da cezayı, zorla ya da baskıyla talep etmek veya almak.
Usage Notes (Turkish)
Genelde resmi ya da edebi dilde kullanılır; 'exacted revenge', 'exacted a price' gibi ifadelerde sıkça görülür. Günlük basit istekler için uygun değildir; zorunluluk veya baskı anlamı taşır.
Examples
The king exacted high taxes from his people.
Kral, halkından yüksek vergiler **zorla aldı**.
The teacher exacted strict discipline from the students.
Öğretmen öğrencilerden sıkı disiplin **zorunlu tuttu**.
They exacted payment before starting the work.
Onlar işe başlamadan önce ödemeyi **zorla aldılar**.
The disease has exacted a heavy toll on the community.
Hastalık, topluma büyük bir bedel **ödetti**.
After the betrayal, she exacted her revenge in silence.
İhanetten sonra, intikamını sessizce **aldı**.
The new rules exacted more effort from everyone.
Yeni kurallar herkesten daha fazla çaba **gerektirdi**.