"epitome" in Turkish
Definition
Bir özelliğin ya da türün en iyi ve kusursuz örneği olan kişi veya şey.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle övgü amaçlı, resmî olarak ve 'the epitome of...' kalıbıyla kullanılır. Gündelik özellikler için pek uygun değildir; 'epiphany' ile karıştırmayın.
Examples
She is the epitome of generosity.
O, cömertliğin **en iyi örneği**dir.
This car is the epitome of luxury.
Bu araba lüksün **en iyi örneği**dir.
He became the epitome of success in his field.
O, kendi alanında başarının **en iyi örneği** oldu.
That restaurant is the epitome of fine dining—everything was perfect.
O restoran, seçkin yemeğin **en iyi örneği**—her şey kusursuzdu.
Her dedication to her work makes her the epitome of professionalism.
İşe olan bağlılığı, onu profesyonelliğin **en iyi örneği** yapıyor.
When people think of classic style, Audrey Hepburn is the epitome.
Klasik tarz deyince akla ilk Audrey Hepburn’ün **en iyi örneği** gelir.