"entail" in Turkish
Definition
Bir şeyin zorunlu olarak gerektirdiği ya da beraberinde getirdiği sonuç veya şart. Genellikle gereklilik veya kaçınılmaz sonucu ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi, akademik veya hukuki bağlamlarda kullanılır. 'entail a risk', 'entail responsibility' gibi kalıplarla karşılaşılır. Fiziksel bir eylemden ziyade gereklilik veya kaçınılmaz sonucu anlatır.
Examples
The job entails working evenings and weekends.
Bu iş, akşamları ve hafta sonları çalışmayı **gerektirir**.
Building a house entails a lot of planning.
Bir ev inşa etmek çok fazla planlamayı **gerektirir**.
Success often entails hard work.
Başarı çoğunlukla çok çalışmayı **gerektirir**.
Getting the visa entails filling out a lot of paperwork.
Vize almak çok fazla evrak doldurmayı **gerektirir**.
Do you know what this new law entails for small businesses?
Bu yeni yasanın küçük işletmeler için neyi **gerektirdiğini** biliyor musunuz?
Moving abroad always entails some risk, but it can be worth it.
Yurtdışına taşınmak her zaman bir miktar riski **beraberinde getirir**, ama buna değebilir.