"ensue" in Turkish
Definition
Bir olaydan hemen sonra ya da onun sonucunda başka bir olay meydana gelirse kullanılır. Genellikle olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisini belirtir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle yazılı ve resmi metinlerde kullanılır. Olayların birbirini takip etmesi veya neden-sonuç ilişkisi vurgulanmak istendiğinde tercih edilir; her durumda 'follow' ile aynı anlamı taşımaz.
Examples
After the storm, chaos ensued in the town.
Fırtınadan sonra kasabada **ardından gelmek** kaos ortaya çıktı.
Silence fell after the announcement, but soon laughter ensued.
Duyurudan sonra sessizlik oldu ama yakında kahkahalar **ardından geldi**.
An argument ensued when the two teams met.
İki takım karşılaştığında bir tartışma **ardından geldi**.
The new law was passed, and confusion quickly ensued among citizens.
Yeni yasa geçti, ve vatandaşlar arasında hızla karışıklık **ortaya çıktı**.
He didn’t follow the safety rules, so a serious accident ensued.
Güvenlik kurallarına uymadı, bu yüzden ciddi bir kaza **sonuç olarak ortaya çıktı**.
If you mix these chemicals, a dangerous reaction may ensue.
Bu kimyasalları karıştırırsanız, tehlikeli bir reaksiyon **ortaya çıkabilir**.