Herhangi bir kelime yazın!

"enlightening" in Turkish

aydınlatıcı

Definition

Yeni bilgi kazandıran veya bir konuyu daha iyi anlamayı sağlayan.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle kitap, konuşma ya da deneyimleri tanımlarken kullanılır. Fiziksel anlamda ışık için kullanılmaz.

Examples

That book was very enlightening.

O kitap çok **aydınlatıcıydı**.

The teacher's explanation was enlightening.

Öğretmenin açıklaması çok **aydınlatıcıydı**.

Talking to older people can be enlightening.

Yaşlı insanlarla konuşmak bazen çok **aydınlatıcı** olabilir.

I found our discussion yesterday really enlightening.

Dünkü tartışmamız benim için gerçekten çok **aydınlatıcıydı**.

Her talk about mental health was so enlightening—I learned a lot.

Onun ruh sağlığı üzerine konuşması gerçekten çok **aydınlatıcıydı**—çok şey öğrendim.

Honestly, that documentary was more enlightening than I expected.

Açıkçası, o belgesel beklediğimden daha **aydınlatıcıydı**.