"effusion" in Turkish
Definition
Vücut boşluğuna sıvı dolması veya sıvı akışı; ayrıca, duygu veya sözlerin taşkın şekilde ortaya çıkması.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle tıp dilinde ('plevral efüzyon') kullanılır; duygu anlamıyla edebi tarzda geçer. 'İnfüzyon' ile karıştırılmamalı.
Examples
The doctor found an effusion in her knee joint.
Doktor, onun diz ekleminde **efüzyon** tespit etti.
There was a large effusion of fluid in his lungs.
Akciğerlerinde büyük bir **efüzyon** vardı.
An effusion of tears ran down her cheeks.
Yanaklarından **taşkınlık** gözyaşı aktı.
The patient was treated for pleural effusion after complaining of chest pain.
Göğüs ağrısı şikayetinden sonra hastaya plevral **efüzyon** tedavisi uygulandı.
Her letter was written with an effusion of gratitude.
Mektubu, minnettarlığın **taşkınlığı** ile yazılmıştı.
The poet's words poured out in a joyful effusion.
Şairin sözleri sevinçli bir **taşkınlık** ile dökülüyordu.