"dispel" in Turkish
Definition
Korku, şüphe veya yanlış inanış gibi duyguları tamamen ortadan kaldırmak ya da yok etmek.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla soyut kavramlarda (‘şüpheyi gidermek’, ‘dedikoduyu dağıtmak’) kullanılır; fiziksel şeyler için kullanılmaz.
Examples
She tried to dispel her son's fear of the dark.
Oğlunun karanlık korkusunu **gidermeye** çalıştı.
The teacher wants to dispel the rumors about the test.
Öğretmen, sınavla ilgili söylentileri **gidermek** istiyor.
This book helps dispel common myths about science.
Bu kitap, bilimle ilgili yaygın mitleri **gidermeye** yardımcı olur.
A good explanation can dispel any confusion people have.
İyi bir açıklama, insanların tüm kafa karışıklığını **giderebilir**.
The manager gave facts to dispel everyone’s doubts about the project.
Yönetici, proje hakkında herkesin şüphelerini **gidermek** için gerçekleri sundu.
No matter how hard she tried, she couldn’t dispel the feeling that something was wrong.
Ne kadar uğraşsa da, bir şeylerin yanlış olduğu hissini **gideremedi**.