"dignifying" in Turkish
Definition
Birine veya bir şeye değer, saygı ya da itibar kazandırmak; asil ya da önemli göstermek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle ciddi ve saygılı ortamlarda kullanılır; küçümsenen veya olumsuz şeyler için uygun değildir.
Examples
Helping others is a dignifying activity.
Başkalarına yardım etmek çok **onurlandırıcı** bir faaliyettir.
The ceremony was very dignifying for the winners.
Tören, kazananlar için oldukça **onurlandırıcı**ydı.
Volunteering can be a dignifying experience.
Gönüllülük çok **onurlandırıcı** bir deneyim olabilir.
She found caring for her grandparents surprisingly dignifying.
Büyükanne ve büyükbabasına bakmak ona beklenmedik şekilde **onurlandırıcı** geldi.
Some jobs aren’t glamorous but can be very dignifying.
Bazı işler göz alıcı olmasa da çok **onurlandırıcı** olabilir.
He spoke about the dignifying power of forgiveness.
Affedicinin **onurlandırıcı** gücünden bahsetti.